Yahya Çavuş Köyü ve Antik Sütunlar

Ezine’li Yahya Çavuşun Köyü ve Antik Sütunları

Okuma Süresi: 5 dakika

Mustafa oğlu, Hanife Dudu’dan olma, 1887 doğumlu, Çanakkale ili Ezine ilçesi, Koçali köyü (Yahya Çavuş köyünün eski adı) nüfusuna kayıtlıdır. 1914’te doğan Muharrem (Canbaz) isimli bir oğlu olduğu nüfus kayıtlarında yazılıdır. 23 Mayıs 1331 ( 5 Haziran 1915)’te Maydos (Eceabat)’ta sargı yerinde şehid düşmüştür.

Balkan Harplerine de katılan Yahya Çavuş, Çanakkale Muharebeleri sırasında 28 yaşındadır. Seddülbahir – Alçıtepe mevkiini koruyan 9. Tümen 26. Piyade Alayı, 3. Tabur, 10. Bölük, 1. Takım komutanı olan Ezineli Yahya Çavuş’un hikâyesi ise Tabur Komutanı Binbaşı Mahmut Sabri’nin raporundan kısaca şöyle çıkarılabilir: “V” kumsalı Ertuğrul Tabyasının karşısına isabet ediyordu. Düşman buraya Albion Zırhlısı himayesinde çok sayıda asker görevlendirmişti. Seçilen çıkarma alanı her tarafta kayalıklarla çevrili idi. Buralarda makineli tüfeklerimiz yuvalanmıştı. Düşmanın karaya çıkmasını engellemek amacıyla dikenli teller kıyı boyunca yerleştirilmişti. Ertuğrul Koyu’nu, 3. Taburun 10. Bölüğü savunmaktaydı. İngilizler sabaha karşı 04.30 civarında yoğun bombardımana başlamışlardı. Yarım saatlik bu zaman diliminde binlerce top mermisi Ertuğrul Koyu’na isabet etmişti. Buna rağmen birliklerimiz sükunetlerini bozmadan herhangi bir karşılık vermemişlerdi. Bundan sonraki plan olarak İngilizler bir kısım birliklerini dörder sandallı 6 kafile halinde karaya çıkarmayı düşünürken, diğer kısmını da River Clyde adlı kömür gemisine yüklemişlerdi. Çıkarma için bu geminin iki yanına açılır kapanır iskeleler yapmışlardı. Modern Truva atı olarak nitelendirilen River Clyde 10 yasında bir kömür gemisi idi ve içinde 2000 asker taşımaktaydı.

Ertuğrul Koyu sırtlarındaki 26. Alayın 10. Bölüğünün bir takımını yöneten, koyun batı tarafına yerleşen ve koyu yandan gören beş manga askere Yahya Çavuş komuta ediyordu. Ezineli Yahya Çavuş, Balkan Harbi’ne katılmış, her Türk askeri gibi o da yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreğinden atamamıştır. I. Dünya Harbi için seferberlik ilan edilince gönüllü yazılmıştır. Çanakkale Cephesinde 9. Tümen, 26. Alay, 3. Tabur, 10. Bölüğe bağlı 5 manga (45) askerin başında 25 Nisan 1915’te Seddülbahir Ertuğrul Koyu savunmasında görev almıştı.

Ertuğrul Koyu’nda Albion zırhlısının ateşi altında ilk anda Dublin Taburu, sonra da River Clyde kömür gemisiyle de çıkarma sürdürülecekti. Plana göre harekata saat 6.00’da başlanacaktı fakat akıntının attığı sandallar kırk beş dakikalık bir gecikmeyle kıyıya gelebildiler. Kıyıya 200 metre kala 10. Bölüğün ani ateşi başlamıştı. Yahya Çavuş ve arkadaşları çıkarma birliklerinin yanaşmasını sabırla beklemiş tam kıyıya çıkacakları sırada şiddetli ateşe başlamıştı. Çıkarma kuvvetleri çok telefat verdiler. Sandalların bir kısmı kaçtı, bir kısmı da devrildi veya battı.

Ancak birkaç kişi karaya çıkabildi. River Clyde gemisindeki iki taburdan başka durumu kurtaracak kuvvet yoktu.

Gemi kıyıya yaklaşırken epey açıkta karaya oturmuştu. Bundan dolayı kıyıya ulaşabilmek için mavnalarla bir köprü kurmak gerekiyordu. Bunu sağlamak için çalışmalar bir türlü sonuç vermedi. Çünkü 10. Bölüğün yoğun ateşi ve özellikle Yahya Çavuş’un başında bulunduğu takımın yandan ateşi ile gemiden dışarı çıkan askerler birer birer vuruluyordu. Beş manganın başında bir subay gibi birliğini yönetmekteydi. 3000 kişilik düşman kuvveti durdurulmuştu.

River Clyde’in önüne yerleştirilen makineli tüfeklerin himayesi altında kıyı ile gemi arasında kurulan geçit, iki yandan birliklerimizin makas ateşi altına alınmıştı. Öğleye doğru Seddülbahir üzerinde uçuş yapan İngiliz pilotu Sampson, deniz suyunun kıyı kesiminin kıpkırmızı kesildiğini telsizle rapor etmişti. Üç saatlik çarpışma sonucunda çıkarma araçlarıyla kumsala çıkabilen İrlanda Taburunun sağ kalan 200 askeri, kıyıda bir toprak parçasına tutunmaya çalışmışlardır.

İkindiden sonra Ezineli Yahya Çavuş’un başında bulunduğu beş mangalık siperin yok edilmesinin gerekli olduğuna düşman tarafından karar verilmiş olmalı ki, İngiliz donanmasındaki gemilerden bir kısmı bu alana ateş açtı ve siperleri dümdüz etti. Bu nedenle Yahya Çavuş ve geride kalan silah arkadaşları bu siperleri terk ederek başka tarafta mücadelelerine devam ettiler.

Daha batıda Tekke Koyu’ndan çıkan düşman kuvvetleri saat 15.00’de Ezineli Yahya Çavuş’un arkasındaki Aytepe’yi almayı başardılar. Bu durumda Ertuğrul tabyası arkadan sarılmış oluyordu. Bu haber Yahya Çavuş’a ulaşınca komutasında bulunan takımın kalanları ile süngü takarak düşmana doğru ilerledi.

Aytepe’nin düşman tarafından alınması ve havanın kararması nedeni ile yanında bulunan iki arkadaşı ile Harapkale’deki bölüğüne dönmeye mecbur oldu. Ezineli Yahya Çavuş, Ertuğrul tabyası ile Ertuğrul Koyu’nun düşmanın her türlü ateşine karşı 12 saat savunduktan sonra yerinden ayrılmıştı. Yahya Çavuş’un benzerlerinden üstün derecede mükafatlandırılması şart idi. Ne yazık ki bölük subayının şehit olması ve tabur komutanının yaralanıp hastaneye getirilmesi yüzünden Yahya Çavuş’un kahramanlığı kayıtlarda yer almadı. 9. Tümen komutanı Halil Sami Bey saat 15.30’da ihtiyatta bulunan 25. Alayı da Seddülbahir Cephesi’ne göndererek orada kahramanca çatışan Mehmetçiğin imdadına yetişmişti. Böylece karaya çıkmış bulunan düşman kuvvetlerinin ilerlemesine mani olunmuştu.

Antik Sütunlar

Yahya Çavuş köyünden yaklaşık 700 metre uzaklıkta, batı ve güneybatı istikamettedir. Burası binlerce yıldır işletilen bir taş ocağıdır. Burada binlerce yıllık bir geçmişe ve eşsiz doğa harikası bir manzaraya tanıklık ederiz. Etrafımız pembe ve gri granitler ile çevrilidir.

Dünyanın birçok yerinde insanlar granit için dağları delerken veya yeri kazarken burada Allah (CC) adeta gökten bir nimet indirmiştir. Antik sütunların her biri yekpare granitten oluşurlar ve yaklaşık 13 metre uzunluğunda ve 1,70-75 enindedirler. Ortalama ağırlıkları yaklaşık 70 – 80 ton civarında tahmin edilmektedir.

Taş ocağının görünümü, sanki işçileri hafta sonu iznine gitmiş de döneceklermiş gibidir. Ocağın girişindeki büyük bir kayanın önünde henüz tamamlanmamış bir sütun gözümüze çarpar. Ayrıca Ocağın üst kısmında ocağın idare edildiği bir kontrol terası bulunmaktadır.

Buradan çıkarılan devasa sütunlar yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Alexandria-Troas limanına taşınıyor oradan da gemilerle bugünkü Avrupa’ya ihraç ediliyorlardı.

Yolda taşınırken kırılan veya kalan birçok sütuna rastlanmıştır. Hatta bu sütunlardan bir tanesi ileride anlatacağımız Alexandria-Troas limanında hâlâ gemiye yüklenmeyi beklemektedir.

Bu madenlerden çıkarılıp Avrupa’daki belli başlı kiliselerin inşasında kullanılan birçok sütun bugüne dek tespit edilmiştir. Bugünkü İtalya’dan Fransa’ya ve Almanya’ya kadar birçok ülkedeki anıtsal ve tarihi yapılarda kullanıldıkları tespit edilmiştir. Ancak bu devasa sütunların antik çağ şartlarında nasıl taşındıkları ise hâlâ bir muammadır. Birçok görüş ortaya atılmış ancak şu ana kadar tatmin edici bir cevap bulunamamıştır. Her ne kadar maden ocağında bir takım alet izleri görülse hangi aletlerin nasıl kullanıldığı, bu taşların nasıl kırmadan, çatlatmadan yontulduğu ve sonra taşındığı birçok soruya neden olmaktadır. Mısır Piramitleri gibi hâlâ hem nasıl yapıldıkları hem de nasıl taşındıkları gizemini korumaktadır.

Sanal Tur

Konum

İlginizi Çekebilecek Yerler

Ulu Cami
İlk Devir Osmanlıların En Eski Camilerinden

Taş Mektep
Ezine’nin ilk belediye binası

Seferşah Hamamı
Yıldırım Bayezid Dönemi Ayakta Kalan En Eski Hamamlardan

Zeytinli Camii
Kanuni Dönemi Osmanlı Camii

Pin It on Pinterest

Share This

Paylaş & Share