Neandria

Ticaret ve At İle Antik Çağa Damga Vuran Kent

Okuma Süresi: 3 dakika

Neandreia, MÖ 700’lerde kurulduğu düşünülen bir kenttir. Yani yaklaşık 2700 yıllık bir kentte dolaşıyorsunuz. Kayacık köyünden geldiğinizde şehrin güney kapısı sizi karşılayacaktır. Granitten inşa edilmiş bu muhteşem yapının önünde durup biraz soluklandıktan sonra şehre girelim.

Troia Savaşlarını anlatan Dictys Cretensis Ephemeridos Belli Trojani isimli esere göre, Troia Savaşlarında Troia’nın yanında savaşan Cycnus isimli efsanevi kral Neandreia’lıdır. Kral Cycnus, Troia Savaşı’nın ilk günü yine efsanevi Grek Savaşçısı Achilles (Aşil) tarafından öldürülmüştür. Bunları doğrulayacak henüz arkeolojik çalışmalar yapılmamıştır. Dolayısıyla henüz arkeologların bile kazmadığı el değmemiş antik bir kenti ziyaret ediyorsunuz.

Ana kapıdan geçtikten sonra dümdüz ilerlerseniz. Şehri batı ve doğu olarak ikiye ayıran bir düzlük karşınıza çıkar. Şehir 3,2 kilometre uzunlukta surlarla çevrilidir. Surların kalınlığı ortalama 2,9 metredir. Bu çağlara göre oldukça büyük bir şehir olan Neandreia’da 230 ev olduğu ve yaklaşık 2.500 kişinin yaşadığı düşünülmektedir. Batı kısmı dikdörtgen yapılıdır. Evler denize bakan batı kısmındadır. Ayrıca bu kısımda su kuyuları, hâlâ çalışır durumda sarnıçlar, direnaj sistemi ve bir altyapı ağı bulunmaktadır. Yine batı kısmında Apollon tapınağı, şehrin idari binaları, orta kısmında bir tiyatro kalıntısı bulunmaktadır.

Eğer giriş yönünüze göre ileriye doğru kuzey yönünde yürümeye devam ederseniz, Neandreia’nın antik sokaklarından aşağıya giderken yaklaşık 200 – 250 metre sonra karşınıza ilk çeşme çıkar. Yaklaşık 100 metre kadar ileride şehrin daha küçük olan süvari kapılarından birisinden biraz aşağıda kesintisiz belki de 2000 yıldır akan antik çeşmeden su içebilirsiniz. Buradan kuzeye doğru baktığınızda bir tepenin üzerinde Roma dönemi şatosu olarak kullanılan Kızkulesi’ni görebilirsiniz. Efsaneye göre Roma valilerinden birisi gönlünü burada yaşayan bir çobana kaptıran kızını bu şatoya hapsettirmiş. Kızın sürekli aşığını görmezse öleceği yönündeki yakarışlarına binaen de şatonun yüksek kulesine bir balkon yaptırmış. Çoban her akşam bir şekilde şatonun karşısındaki Neandreia etkilerinde ateş yakıp kızı selamlar, Roma askerleri gelmeden kaçarmış. Ancak Roma askerleri genci yakalayıp öldürünce kızda balkondan atlayarak canına kıymış. Bu Roma şatosu, bölgenin Orhan Gazi zamanında Osmanlıların eline geçince civara hâkim bir tepede olduğu için uzun süre Osmanlılar tarafından da kullanılmıştır.

Çeşmeden geri dönüp denize bakan yamaca tırmanırsak sur kalıntısının üzerinde yapacağımız yürüyüşte muhteşem bir manzara bizi bekler. Karşımıza Bozcaada, sağımızda Çanakkale Boğazı’na kadar olan Troia bölgesi, Ezine ve Kumkale ovaları, sol yanımızda Sakardağı’na kadar olan muhteşem doğa hepsi ayaklarımızın altında. Eğer yürüyüşü surun bittiği yere kadar sürdürürseniz yaklaşık 520 metre rakıma ulaşıp kendinizi dağın zirvesine ulaşmış bir dağcı veya bir Troia kahramanı edasıyla bir özçekim ile ödüllendirebilirsiniz. Bu manzara emin olun herkese parmak ısırtacaktır.

Buradan yürüme iştahınız varsa şimdi doğuya doğru yürüyebilir ve şehrin aşağı kısımlarını keşfedebilirsiniz veya geri dönüp Kayacık köyü kahvesinde nefeslenebilirsiniz.

Neandreia’nın tarihi ile ilgili biraz daha bilgi vermek gerekirse Milattan önce 400’lerde Atina Birliğine bağlı olan şehir, MÖ 404’teki Peloponnes Savaşlarından sonra Dardanos Hükümdarı Zenis’in kontrolü altına girmiştir. Zenis de şehri Pers İmparatorluğu’nun bölge valisi Pharnabazos adına idare etmiştir. MÖ 399’da Spartalı Komutan Dercylidas şehri zapt ederek kurtarmış ve Pers taraftarlarını şehirden sürmüştür.

 

Şehir uzun süre bağımsızlığını sürdürmüştür. Etrafındaki geniş ve verimli arazilerde tarım ve hayvancılık ile uğraşan Neandreialılar, yetiştirdikleri atlar ile de meşhur olmuşlardır. Güçlü surlarının arkasına uzun süren huzur ve güven dolu dönemden sonra Büyük İskender (Hükümdarlığı: MÖ 336 – 325) Asya fetihlerine başlamış bu dönemde bölge Büyük İskender’in kontrolü altına girmiştir. Büyük İskenderin ölümünden sonra imparatorluğu komutanları arasında paylaşılmıştır. Neandreia, Büyük İskender’in komutanlarından I. Antigonus Monophthalmus’un (Tek gözlü Antigon) kontrolüne geçmiştir.

Antigonus, MÖ 310’da Dalyan – Kestanbol Kaplıcaları arasında, birazdan bahsedeceğimiz Alexandreia-Troas kentini kurunca çevredeki pek çok kent ile birlikte Neandreia ahalisini yeni kurduğu şehre göçmeye mecbur etmiştir. Neandreia, Alexandria-Troas’a giderken beraberinde pek çok şeyle birlikte paralarının üstündeki sembolünü de götürmüştür. Neandreia sikkelerinin üzerindeki “otlayan at” figürü Alexandria-Troas’ta basılan paraların da sembolü olmuş, Alexandria-Troas’ın sonuna kadar bu amblem paraların üzerine basılmaya devam etmiştir.

Neandreia’da yaşamın bundan sonra da devam ettiği buluntulardan anlaşılmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde birinci yüzyılın sonlarına kadar Alexandria-Troas’ın bir taşrası olarak Neandreia’nın varlığını sürdürdüğü düşünülmektedir.

Sanal Tur

Konum

İlginizi Çekebilecek Yerler

Ulu Cami
İlk Devir Osmanlıların En Eski Camilerinden

Taş Mektep
Ezine’nin ilk belediye binası

Seferşah Hamamı
Yıldırım Bayezid Dönemi Ayakta Kalan En Eski Hamamlardan

Zeytinli Camii
Kanuni Dönemi Osmanlı Camii

Pin It on Pinterest

Share This

Paylaş & Share